13 Eylül 1982 yılında sabah ezani okunurken İstanbul da doğmuşum. 5 yaşına kadar annemin Harp Akademileri komutanlığında Mimar olarak çalışması dolayısıyla askeri lojmanda oturduk. O senelerden aklımda çok az şey kaldı fakat hepside güzel şeyler. Mesela Askeriyenin içinin çok geniş olduğu ve de o geniş arazi içinde bisikletle dolaştığım, hatta bununla da kalmayıp kocaman gençlerin arkasından bisikletle yetişemeyeceğimi bildiğim halde o küçücük çocuk aklımla gitmeye çalışmam. Hatta hiç unutamadığım bir şey daha var ki İstanbul da bir kar yağmıştaki eski Volswogen araba sabah kardan temizlense bile ertesi gün sabah üstü dahi görünmeyecek şekilde karin kapattığı. Daha sonra altı yaşımda babam is değiştirip altı aylığına, İngilizce eğitim için ingiltereye gidince benim bu eğlenceli lojman hayatımda bitti. Bundan sonra dedem ve anneannemle birlikte onların evinde yasamaya başladık. Bir sene sonra babamın isi dolayısıyla İzmir’e gittik. Bundan sonra babamın Vestel benimde İzmir yıllarım başlamış oldu. O günlerde hiç bir şeyin farkında değildim fakat bu yıl benim İzmir’e bağlanmaya basliycagim çocukluğumu özlemle ve de İzmir’le ozdeslestiricegim yılların başlangıcı olacaktı. İzmir de Karşıyaka’da Bostanlıda zemin katta bir evde bir sene kadar oturduk. Bir sene kadar Çocuk Sarayı adli bir ana okuluna gittim. Şimdilerde yıkılmışta olsa çocuk sarayı yıllarımı unutamam. İki katli geniş eski bir yapıydı. O kadar değişik bir yerdi ki bilgisayar saati, oyuncak günü dahi vardı. Bir başka gelmişti bana burası belki de çocukluğun verdiği o ilk sevinçle gelen bir duyguydu bu. Daha sonra yedi sene kadar oturacağımız Bostanlıdaki denize karşı olan dokuzuncu kattaki İzmir’in yüksek binalarının olduğu ilk Emlak Bankası konutlarına taşındık. Burada tek unutamadığım şey apartman altındaki Aydın Süpermarket ve de oranın sahibi Hüseyin ile kardeşi Muharremdi. Arada bana inatçılığımdan dolayı keçi diye takılmalarını unutamam. Bu evde o kadar çok zaman geçirdim ki tüm ilk okul yıllarım bu evde geçti. Bu arada bende artik büyümüş ve de ilk okul çağına gelmiştim. Çocuk sarayının devamı gibi olan biraz şehir dışında şimdilerde şehir içi gibi kalan Sasali köyündeki Çakabey ilk okuluna başladım. Başımdan çok değişik ve de ilginç olayların geçtiği ve de bir suru eski, koklu ve de hala görüştüğüm dostluklarımın olduğu bir yer oldu Çakabey, Ortaokul bitene kadar dokuz sene okudum. Bir sene kadar Bostanlı Emlak bankası ilk okulunun karsısında oturduktan sonra Mavisehir'de ki kendi evimize taşındık. Nereden bilebilir ki insan bundan sonraki yılların hayatımda çok şeyler degistiricegini. Hayatımdaki en büyük değişiklikler anne ve de babamın ayrılmasından sonra oldu. Artik Babamla birlikte yasamaya başlamıştım. Orta ikinci sınıfın yazında ilk defa yurt dışına çıkacaktım çok sevinçliydim. Bir ay kadar İngilizcemi geliştirmek için İngiltere’nin Bornmound kentine gittim ve de bir ailenin yanında evde kaldım. Benim için çok değişik bir tecrübe olmuştu. Orta okulun bitmesiyle hayatımda iki şehrin olduğunu anlayacağım yıllara gelecektik artik. Babamın İstanbul’da profiloya geçmesiyle lise ve İstanbul yıllarım başladı. İlk İstanbul geldiğimde hiç bir yeri bilmiyor tanımıyordum. Allahim ben burada nasıl kaybolmayacağım ve nasıl alisicagim soruları kafamı kurcalıyordu. Evimiz Etilerdeydi gideceğim lise Akmerkez'in yanında evimizden bir kilometre kadar uzaktaydı. Evimiz yokuş aşağıda kalıyordu. Her gün okula doğru bu yokuştan yürüyerek çıkıyor yağmurlu havalarda semsiye dahi açamıyor pantolonumun paçadan aşağısı ıslanıyordu. İlk günlerden itibaren okulum sayesinde yeni arkadaşlar edindim, arkadaşlarım sayesinde İstanbul’a adapte olmam daha da kolay oldu. Artik tüm kış İstanbul’da kalıyor yazları ise İzmir’de annemin yanında kalıyordum, basta da dediğim gibi hayatımdaki iki şehirli yıllardı bunlar. Artik kisin İstanbul’u yazınsa İzmir’i sever olmuştum. Lise yıllarımda üniversiteye hazırlanmak üzere Beşiktaş’ta dershaneye gitmeye başladım. Hakikaten fark ettim ki Beşiktaş bir başka güzeldi. Artik Beşiktaş’ın her yerini avucumun içi gibi bilir olmuştum. Özelliklede hala balık pazarından dümdüz gidince karşınıza çıkan Define büfenin dönerini unutamam ve herkese tavsiye ederim. Her goturdugum kişi de hayran kalmıştır. Lise yıllarımda basarili bir öğrencilik geçiremedim. Liseyi bitirdiğimde okuduğum Etiler lisesine ve öğretmenlerinin çoğuna lanet ediyordum, bu kadar kotu ve çıkarcı kişiler burada olabilirdi ancak. Liseyi bitirdiğim sene üniversite sınavları sonucunda bir yere yerleşemedim. Bundan sonra bir sene kadar sürecek Beşiktaş MEF dershanesi üniversite hazırlık yılım başlıyordu. Çalışmalarım sonuç verdi ve bir sene sonra Işık Üniversitesi Elektronik mühendisliği bölümünü kazandım. Fakat babamı tekrar Vestel'den çağırmışlardı, İzmir’e taşınmak zorunda kalmıştık.Üniversitede yurt hayati başladı ve bir sene kadar diğer şehir dışından gelen Işık üniversitelilerle birlikte ITU yurdunda kaldım. İlk senemde İngilizce hazırlık okudum. Üniversiteli olmanın değişik olduğunu anlamaya başladım tabi ki üniversite arkadaşlarım olmaya başladı .İyice büyüdüğümü anlamaya başlamıştım. İkinci senemde okulun kampusunun Şileye taşınması sonucu Şileye taşınmak ve yurtta kalmak zorunda kaldım. Halende İstanbul Işık üniversitesi Elektronik mühendisliğinde okumaktayım

GERIYE DOGRU BAKTIGIMDA BENDE IZ BIRAKANLAR: İlk İzmir yıllarım ve de sonrası, Çocuk Sarayı, Çakabey: İlk ve Orta okul yıllarım ayrı, İstanbul Beşiktaş ve Etiler Lisesi